Zihnimde Tamamen Özgürüm

Zihnimizde Ne Kadar Özgürüz?

“Merhaba, benim adım Stephen Hawking. Fizikçiyim, kozmoloğum ve biraz da hayalperestim. Hareket edemememe ve bir bilgisayar aracılığıyla konuşmak zorunda olmama rağmen, zihnimde özgürüm.”

Stephen Hawking’in bu sözünü ilk duyduğumda beni etkileyen şey yalnızca yaşadığı ağır fiziksel kısıtlılıklara rağmen sürdürdüğü bilimsel üretkenlik değildi.

Asıl düşündüğüm, “zihnimde özgürüm” cümlesiydi.

İnsan ne zaman zihninde özgürdür?

Hayat boyunca yalnızca yaşadıklarımızdan değil, yaşadıklarımız hakkında vardığımız sonuçlardan da etkileniyoruz.

Bazen tek bir başarısızlıktan “Ben bunu yapamam” sonucunu çıkarıyoruz.

Bir ilişkide yaşadığımız hayal kırıklığı “Kimseye güvenilmez” düşüncesine dönüşebiliyor.

Yıllar içinde “Ben böyleyim”, “Bu yaştan sonra değişmem”, “Bana göre değil”, “Artık çok geç” gibi cümleleri o kadar sık tekrarlıyoruz ki, bir süre sonra bunların birer düşünce olduğunu unutup gerçekmiş gibi yaşamaya başlayabiliyoruz.

İnsanı sınırlayan her şey zihninde değildir elbette.

Hayatın gerçek koşulları vardır. Sağlık sorunları, ekonomik güçlükler, kayıplar, sorumluluklar ve değiştiremeyeceğimiz pek çok durumla karşılaşabiliriz.

Fakat değiştiremeyeceğimiz koşullar ile onlar hakkında oluşturduğumuz değişmez hükümler aynı şey değildir.

Belki zihinsel özgürlük biraz da bu ayrımı fark etmekle başlıyor.

Kendimiz hakkında neye karar verdik?

İnsan zaman içinde kendisiyle ilgili bir hikâye oluşturur.

“Neleri yapabilirim?”

“Neler bana göre değil?”

“Nasıl bir insanım?”

“Hayattan ne bekleyebilirim?”

Bu hikâyenin bir bölümü deneyimlerimizden gelir. Bir bölümü ailemizden, çevremizden, kültürden, bize söylenenlerden ve belki de zamanında kendimizi korumak için geliştirdiğimiz bazı düşüncelerden.

Sorun, bu hikâyelerin varlığı değil.

Sorun, onları hiç sorgulamadan yaşamaya başladığımızda ortaya çıkıyor.

Bir zamanlar doğru olan bir düşünce bugün hâlâ doğru mu?

On yıl önce yapamadığım bir şeyi bugün de yapamayacağımı nereden biliyorum?

Bir konuda başarısız olmam gerçekten o konuda yetersiz olduğumu mu gösteriyor?

Yoksa denediğim koşullar, zamanlama veya yöntem mi uygun değildi?

Bazen insanın kendisiyle ilgili yıllardır taşıdığı bir yargıya biraz uzaktan bakması bile önemli bir değişimin başlangıcı olabilir.

“Yapamam” dediğimizde neyi kastediyoruz?

“Yapamam” oldukça kesin bir kelime.

Oysa arkasında birbirinden çok farklı anlamlar bulunabilir.

“Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”

“Denemekten korkuyorum.”

“Başarısız olmaktan çekiniyorum.”

“Başkalarının ne düşüneceğini önemsiyorum.”

“Bunun için şu anda yeterli kaynağım yok.”

“Gerçekten istemiyorum.”

Bunların hiçbiri “yapamam” ile aynı şey değildir.

Çünkü neyin değişebileceğini ancak gerçek engelin ne olduğunu gördüğümüzde anlayabiliriz.

Bazen sorun beceri eksikliğidir ve öğrenilebilir.

Bazen korkudur ve üzerine çalışılabilir.

Bazen koşullardır ve gerçekten değiştirilemez.

Bazen de uzun zamandır peşinden koştuğumuz şeyin aslında bize ait bir istek olmadığını fark ederiz.

Zihinsel özgürlük her istediğimizi yapabileceğimize inanmak değildir.

Kendimize karşı daha dürüst düşünebilmektir.

Kendimize dışarıdan bakabilmek

Zaman zaman kendimizi bir başkasını gözlemler gibi izlemek ilginç olabilir.

Örneğin aynı durumda sevdiğimiz bir arkadaşımız olsa ona ne söylerdik?

Kendimize söylediğimiz kadar sert konuşur muyduk?

“Sen zaten hiçbir şeyi beceremezsin” der miydik?

Bir hatasını bütün kişiliğine geneller miydik?

Muhtemelen hayır.

Fakat insan kendi iç sesine alıştığı için, yıllardır kendisine söylediği bazı cümleleri artık fark etmeyebilir.

Bu nedenle bazen durup düşünmek değerli:

Kendim hakkında hangi cümleleri sürekli tekrar ediyorum?

Bu cümlelerin kanıtı ne?

Bunları ilk ne zaman öğrendim?

Bugünkü hayatımda hâlâ işime yarıyorlar mı?

Ben mi böyle düşünüyorum, yoksa bir zamanlar birilerinin benim hakkımda söylediği şeyleri mi taşımaya devam ediyorum?

Koşullar aynı kalsa neyi farklı yapardım?

Bir “sihirli değnek” hayal etmek yerine daha gerçekçi bir soru bana daha anlamlı geliyor:

Hayatımdaki değiştiremeyeceğim koşullar bugün aynı kalsa, değiştirebileceğim ne var?

Belki büyük bir dönüşüm değil.

Bir telefon konuşması.

Uzun zamandır ertelenen bir başvuru.

Yeni bir şey öğrenmeye başlamak.

Bir ilişkide ilk kez sınır koymak.

Yıllardır merak edilen bir yere gitmek.

“Ben yapamam” dediğimiz bir şeyi küçük bir adımla denemek.

Bazen hayatın yönünü değiştiren şey büyük kararlar değil, kendimizle ilgili eski bir hükmü ilk kez sorgulamaktır.

Özgürlük sınırsızlık değildir

Stephen Hawking’in sözünü benim için değerli yapan tarafı burada.

Hawking fiziksel sınırlarının olmadığını söylemiyordu.

Tam tersine, onları son derece açık biçimde ifade ediyordu: Hareket edemiyordu ve iletişim kurmak için teknolojiye ihtiyaç duyuyordu.

Fakat fiziksel gerçekliğinin zihinsel merakını tamamen belirlemesine izin vermiyordu.

Evrenin başlangıcını, kara delikleri, zamanı ve insanlığın geleceğini düşünmeye devam ediyordu.

Bu nedenle zihinsel özgürlüğü “Hiçbir sınır yoktur” şeklinde anlamıyorum.

Sınırları görüp yine de hareket edebileceğimiz alanı aramak olarak düşünüyorum.

Bazı sınırları değiştirebiliriz.

Bazılarıyla yaşamayı öğreniriz.

Bazılarının ise yıllardır gerçek olduğunu düşündüğümüz halde yalnızca zihnimizde verilmiş eski kararlar olduğunu fark ederiz.

Belki özgürleşme tam olarak burada başlar.

Kendimize yeni bir soru sormak

Hayatımızı değiştirmek için her zaman büyük cevaplara ihtiyacımız olmayabilir.

Bazen doğru bir soru yeterlidir.

“Gerçekten yapamam mı?”

“Yoksa henüz denemedim mi?”

“Bugünkü ben hâlâ yıllar önce verdiğim kararlarla mı yaşıyor?”

“Başarısız olma ihtimali olmasaydı neyi denemek isterdim?”

“Başkalarının ne düşüneceğini önemsemeseydim hayatımda neyi farklı yapardım?”

“Bugün değiştirebileceğim en küçük şey ne?”

Bu soruların hemen cevaplanması gerekmiyor.

Bazı soruların değeri, zihnimizde uzun süre kalabilmeleridir.

Sonuç

Hayat bize her zaman istediğimiz koşulları sunmaz.

Bazı şeyleri seçeriz, bazıları ise bizim seçimimiz olmadan başımıza gelir.

Zihinsel özgürlük, bütün bunların üzerinde mutlak bir kontrolümüz olduğuna inanmak değildir.

Kontrol edebildiğimiz ile edemediğimizi ayırt edebilmek ve hâlâ seçim yapabileceğimiz alanı görebilmektir.

Belki Stephen Hawking’in birkaç kelimeyle anlattığı özgürlük de biraz budur.

Koşulların varlığını inkâr etmeden, zihnin merak etme, düşünme, öğrenme ve yeni ihtimaller arama kapasitesini korumak.

Bazen önümüzdeki engel gerçekten dışarıdadır.

Bazen de yıllar önce kendimize söylediğimiz bir cümlede.

İkisini birbirinden ayırabildiğimizde, nerede gerçekten bir sınır olduğunu, nerede ise hâlâ hareket edebileceğimiz bir alan bulunduğunu daha iyi görebiliriz.

Olcay Cengiz Turan

error: